‘Veysel Ayhan; ‘Üç Büyük Tehlike’ Var

OHAL kapsamında hazırlanan 695 ve 696 sayılı iki yeni Kanun Hükmünde Kararname ile kamudan toplan 2 bin 76 kişi ihraç edilmesinin ardından her kesimden insanların tepkisini çekti. Veysel Ayhan, bugünkü yazısında şimdiye kadar çıkartılan hiçbir KHK’nın son KHK kadar tehlike taşımadığını belirtti.

 ”Telaffuz etmekten çekindiğim ve korktuğum büyük tehlike Erdoğan’ın hapishanelerde özel kıyafetlerle ayrıştırdığı mahkumlara milislerini saldırtma tehlikesi.”

Ohal kapsamında hazırlanan kanun Hükmünde Kararname’de (KHK), 15 Temmuz darbe girişimi ve ‘girişimin devamı niteliğindeki eylemlere’ müdahale eden sivillerin cezai sorumluluğu doğmayacağı hükmü yer alıyor. Dün Resmi Gazete’de yayımlanan 695 ve 696 sayılı iki Kanun Hükmünde Kararname’de (KHK) özellikle iki maddesi üzerinde duran Veysel Ayhan; Onlarca KHK çıktı. Fakat hiçbiri şu son KHK kadar tehlike taşımadı diyor.

‘Hukuk’un tabutuna son iki çivi ve ya iç savaş KHK’sı’ başlığıyla yazılan Veysel Ayhan’nın köşe yazısı;

Erdoğan’ın 20 Temmuz 2016 OHAL darbesiyle TBMM işlevini kaybetti. Fiili olarak diktatörlük var. Meclis yasa çıkarmıyor. Yasaları Saray çıkarıyor. Onlarca KHK çıktı. Aileleriyle beraber milyonlarca insan mağdur edildi. Fakat hiç biri şu son KHK kadar tehlike taşımadı. Son KHK ile Erdoğan’ın mafyatik yönetimi yasalaşmış oluyor. İki maddesi çok önemli.

İŞKENCECİLERİ KORUMA

“15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında karar alan, karar veya tedbirleri icra eden, her türlü adli ve idari önlemler kapsamında görev alan kişiler ile olağanüstü hal süresince yayımlanan kanun hükmünde kararnameler kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu karar, görev ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz.”

15 Temmuz sonrası hukuku paspas eden savcı ve hakimler, bürokratlar, memurlar, hapishanelerde işkence yapan müdürler, polisler ve tüm siyasiler tıpkı 12 Eylül darbecilerinin korunduğu gibi böylece koruma altına alınıyor. Yani Erdoğan, Kenan Evren’in yaptığını yapıyor.

Ama korkunç tehlikelere davet eden madde ikincisi:

AKP MİLİSLERİNE ‘DİLEDİĞİNİ YAPMA SERBESTİSİ’

“Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına, veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.” Yani bu kişilerin, fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu olmayacak.

Bu madde çok vahim ve korkunç. Erdoğan’ın Gezi sırasında “Şu anda evlerinde bizim zorla tuttuğumuz bu ülkenin en az yüzde 50’si var.” dediği kitle için. Sokağa dökülmek için bekleyen AKP milislerine koruma vadediyor. Artık SADAT kadroları, Sedat Peker çetesi, yerli IŞİD’liler ve diğer AKP sokak çeteleri için dilediğini yapmak serbest!

Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın bilgi edinme başvurusundan öğrendiğimize göre 24 Temmuz 2017 tarihi itibarıyla ülke genelinde silahlı ve silahsız olarak toplam 284.399 kişilik bir özel güvenlik ordusu var. Bunlar, sahipleri AKP’li özel güvenlik şirketlerine bağlı olarak çalışıyor. Ve ayrıca 624.099 kişiye silahlı, 368.622 kişiye ise silahsız olmak üzere 992.721 kişiye özel güvenlik kimlik kartı verilmiş. Yani ayrıca 1 milyonluk bir özel güvenlik kimlik kartı taşıyan milis var. İşte tüm bu milisler artık sokakta rahatça dilediğini yapabilecek.

SADAT’ın psikolojik harp sorumlusu Prof. Nevzat Tarhan 15 Temmuz’la alakalı şunları demişti: “Binin üzerinde emekli subay astsubay… Bunların hepsi o gece sahaya çıktı… tankın üstüne çıktılar. Yaralananlar var aralarında.” İşte bu kadrolar dilediği katliamı korkmadan yapabilecek.

Yeni KHK ile AKP milisleri “mesajı” gayet net olarak almış. Buyrun örnek bir tweet:

“mükemmel bir KHK çıktı ve GEZİCİLER ağlıyor! Neden mi? Polise saldıran TERÖRİSTLERE girme hakkını, devletimiz bize tanıdı! Yani YENİ GEZİ olursa, devletimiz bize HUKUKİ ALAN tanıdı! Teröristi dövmek serbest! Devlet bu defa uyandı duruma!”

ÜÇ BÜYÜK TEHLİKE

1- Artık herhangi bir gösteri eylemine katılanlara AKP milisleri her türlü silah ile saldırabilir.

Mesela bu madde yürürlükte olsaydı Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşüne katılanlara AKP milisleri saldırabilir, hiç bir cezai müeyyide ile de karşılaşmazlardı. Gezi Parkı eylemcilerine pala ile saldıran ve ‘Palalı’ olarak tanınan Sabri Çelebi ile Faruk Ünal bir kaç eylemciyi keserdi. 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma’da eylemcileri  tekmeleyen Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel tekmelemekle kalmaz iki el de ateş ederdi.

2- Telaffuz etmekten çekindiğim ve korktuğum büyük tehlike Erdoğan’ın hapishanelerde özel kıyafetlerle ayrıştırdığı mahkumlara milislerini saldırtma tehlikesi. Hapishanelerde suni isyanlar çıkarıp milislerini oralara saldırtabilir. AKP’nin resmi veya sivil milisleri buralarda yasalarla korunarak her türlü katliamı -Allah korusun- yapabilir.

3- Hiç bir diktatör seçimle gitmez. Erdoğan, siyasi olarak onu Saray’dan indirecek bir tehlike gördüğü an diktatörlüğünü kaybetmemek için iç savaş çıkarabilir. Bu yasalar, işte o gün sokağa süreceği çetelerine cesaret verme amacı taşıyor.

Ahmet Altan iki yıl önce şu sözleri söylemişti: “Erdoğan başkan olursa bir ya da iki sene içinde iç savaşa gideriz. Çünkü devlet şiddeti ekonomik çöküntüyle bir araya geldiğinde toplumu patlatır.” Geçen yıl ise şöyle demişti: “Türkiye’yi yöneten adam, yönettiği ülkede iç savaş çıkmasını göze alıyor, ‘ezer geçeriz’ diyor. Ülkenin ‘anayasayı dinlemeyen’ yöneticisi, iç savaş için ‘çıksın’ diyorsa, o ülkede iç savaş çıkar. Zaten hızla oraya doğru gidiyoruz.”

Türkiye 80 öncesi Maraş, Çorum ve Sivas olaylarını yaşadı. İç savaştan farksız yıllardı. Yeni KHK ile artık hiçbir ceza ile karşılaşmayacaklarından emin kitleler ülkeyi kan gölüne çevirebilirler.

Altan’ın son olarak şunları diyordu: “Ülkeyi yöneten adam ‘iç savaş çıksın’ derse, iç savaş çıkar. Ülke parçalanır, milyonlarca insan ölür, açlık, sefalet kol gezer, insanlar ülkeden kaçabilmek için birbirini paralar. Sonunda da Erdoğan’ın sarayını yerle bir ederler. Geriye paramparça kanlı bir çöl kalır. Kimse de kendini kurtaramaz.”

Peki bu korkunç gidişatı önleyecek siyasi bir güç var mı?

Var ama…

Meclisi işlevsiz bırakan tüm bu KHK saçmalıklarını ters çevirecek olan tek şey CHP’nin sine-i millete dönmesidir.

Eski Anavatan milletvekili Nesrin Nas, CHP’ye çok doğru bir söz yöneltiyor: (Bu KHK’lara) “…verilecek tek cevap CHP’nin TBMM’yi terk etmesidir. Sizin varlığınız burada hala normal kurulu bir düzen varmış gibi davranılmasına yol açıyor.”

Peki CHP’de bu yürekliliği gösterecek vatansever milletvekilleri var mı?

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.