Deniz’lerin meşalesi sönmedi

Türkiye devrimci hareketinin önde gelen isimleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilmesinin üzerinden tam 47 yıl geçti. Üç fidanın idam edilmesi, Türkiye tarihinde kara bir leke olarak yer aldı.
Üzerinden geçen yıllara rağmen Deniz’lere olan özlem ve saygı her geçen gün artarken, mücadeleleri de her geçen gün büyüdü… 47 yılın ardından Gezmiş, İnan, Aslan’ın aileleri ve dostları onları anlattılar.
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ı anmak için yine onları unutmayanlar etkinlikler düzenleyecek. İstanbul, Ankara, İzmir’in yanı sıra yurdun çeşitli kentlerinde anma törenleri düzenlenecek.
Diğer ülkelerin tam tersi…
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına karşı imza kampanyası düzenleyen gazeteci Altan Öymen ise “Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın lider kadrosunda bulunduğu hareket, ülkemizdeki ve dünyamızdaki haksızlık, adaletsizlik ve zulüm olaylarına karşı, gençliğin içinde oluşan bir direniş hareketiydi. Temelinde, insanların en doğal hakkından biri olan ‘Zulme karşı direniş hakkı’ vardı. Benzerleri, 1968-1969 yıllarında dünyanın birçok yerinde oluşmuştu. Bazı ülkelerde o yüzden gerginlikler ve ciddi olaylar yaşanmıştı. Ama ilgili ülkelerin çoğunun idari, adli ve siyasi mekanizmaları, o olayları mümkün olan en az zararla kapatmayı başardı. Hatta bazı ülkeleri yönetenler, o gençlik hareketlerini belirli hatalarını düzeltmek, eksiklerini gidermek için uyarı olarak gördüler ve bunun gereğini yerine getirdiler. Öyle ki, o gençlik hareketlerinin o ülkelerdeki liderleri, daha sonraları kendilerine siyasette de yer bulup, ülkelerinin yönetiminde etkili yerlerde görev yapma imkânını da kazandılar. 1960’ların sonlarında ‘Kızıl Dany’ diye anılan Daniel Cohn-Bendit’nin, Fransız Yeşilleri’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki grup başkanlığına seçilmesi gibi… Gene ‘Kızıl’ sayılan Alman Joschka Fischer’in Almanya’da uzun yıllar dışişleri bakanlığı yapması gibi” diye konuştu.
Gençleri düşman gördüler
“Bizde ise bunun tam tersine uygulamalar yaşandı” diyen Öymen, şöyle devam etti: “‘Herkese hak, adalet, insanca yaşam’ isteyen gençler, seslerini çıkarmaya başladıkları andan itibaren, devletin belirli yöneticilerince ‘düşman’ gibi görüldüler. Üzerlerine İstanbul’daki Vedat Demircioğlu’nun katledildiği teknik üniversiteye polis baskınındaki gibi sadece güvenlik güçleri de değil, “kanlı pazar” olayındaki gibi eli silahlı sivil katiller de saldırdı. İki göstericiyi bıçak çekerek öldürdüler. Bu saldırılara karşı gençlik hareketlerine katılanlar tarafından yapılan gösterilerde ise kimsenin canına kastedilmedi. Ama devletimizin o zamanki yönetimine ve adalet mekanizmasına hâkim olanlar, o gençleri düşman görmeye devam etmekten vazgeçmediler. Sonuç; bir sıkıyönetim mahkemesinin hakimlerince verilen idam kararlarından üçünün Meclis’teki bir çoğunluğunda onayını da almasının ardından üç genç idam edildi. Öldürülmeyip yaşayabilselerdi ve ülkemizin durumu başka belirli demokratik ülkelerdeki kadar demokratik olsaydı, onlarda siyaset alanıda dahil ülkemize birçok alanda hizmet etmeyi sürdürme imkânı bulacaklardı.”
Türkiye’yi aydınlatıyorlar
Deniz Gezmiş ve arkadaşları için besteler yapan sanatçı Zülfü Livaneli ise o günleri şu sözlerle anlattı: “Deniz’lerin avukatları Halit Çelenk ve Mükerrem Erdoğan’dı. Mükerrem bizim çok yakın arkadaşımızdı. Deniz’leri idam ettikleri gün Mükerrem sabah idamdan çıktı ve bize geldi. Herkes hüngür hüngür ağlayarak hatırladıklarını Deniz’ler hakkında karar veren mahkeme başkanı Ali Elverdi’nin nasıl sigarasını yaktığını, nasıl gülerek durumu seyrettiğini not aldı. Benim yaşımda insanlar bunlar, benim kuşağımdan… Yaşasalardı benim gibi 70 yaşını geçmiş olacaklardı. Ama şimdi ölümsüz oldular. Deniz Gezmiş ve arkadaşları diye simgeleştirilen ama binlerce kişi olan bu arkadaşların iki amaçları vardı. Birincisi antiemperyalizm yani Türkiye’nin bağımsızlığını, onurunu korumak. İkincisi ise sömürüyü ortadan kaldırıp daha kardeşce daha adilce bir yaşam kurabilmek. Bu ikisi de aslında Mustafa Kemal Atatürk’ün düşüncelerine çok uygundu. Ancak kendinin o yolda olduğunu iddia eden bazı çevreler ve başta ordu bu arkadaşlarımızın hepsine kıydı. Bu bir utanç. Antiemperyalizm Deniz’lerin, Mustafa Kemal yolunda yürüyerek taşıdıkları bir meşaledir. Türkiye’nin yolunu aydınlatıyorlar.”
‘Ülke sevgisini miras bıraktılar’
Deniz Gezmiş’in ağabeyi Bora Gezmiş, 1980’li yıllarda insanların Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kıymetinin ilerleyen yıllarda anlaşılacağını söylediğini aktararak, “Ben buna pek inanmazdım. Sadece ‘İnşallah anlaşılır’ derdim. Gelinen süreçte haklı çıktılar. Deniz’e ve arkadaşlarına yönelik ilgi her geçen gün artıyor. Bizler bununla gurur duyuyoruz. Deniz ve arkadaşları yani 68 kuşağı bu ülkede çok güzel anılar bıraktı. Ülke sevgisini, insan sevgisini yeni nesillere miras bıraktılar” dedi. Geçmişten günümüze egemen güçlerin davranışlarının hiç değişmediğine de dikkat çeken Bora Gezmiş, “Bizler yenile yenile yenmesini öğrendik” diye konuştu.
Cezaevinde ilk ve son görüş
Hüseyin İnan’ın kardeşi İrfan İnan ise her 6 Mayıs’ta çok duygulandığını belirtti. Acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu aktaran İnan, “Her sene abimlerin mezarlarının başına gidip, onları anıyoruz. Onları ve mücadelelerini her yerde anlatıyoruz” dedi. Ağabeyinin idam edildiği tarihte kendisinin 10 yaşında olduğunu aktaran İnan, “Abimi hiç görmedim. O eve uğramazdı. Abim cezaevindeyken, babamla Kayseri’den yola çıktık. Ankara’ya abimi görmek için cezaevine gittik. Başta görüşe beni almadılar. Ağlamaya başladım. Bunun üzerine, yeniden subaylara sordular. Öylece görüşe girebildim. Abimi ilk ve son görüşümdü” dedi.
Üç büyükşehirdeki anma programları
İstanbul
İstanbul’da bugün saat 18.00’de Emek Gençliği’nin çağrısı ile Taksim’den Dolmabahçe’ye Bağımsızlık, Demokrasi ve Sosyalizm Yürüyüşü yapılacak. Yürüyüş öncesi buluşma Taksim Atatürk Kültür Merkezi önünde olacak.
68’liler Birliği de saat 12.00’de ABD 6. Filo Bahriyelileri’nin denize döküldüğü Dolmabahçe Rıhtımı’nda “Üç Fidan”ı anmak için etkinlik düzenleyecek.
Ankara
Deniz Gezmiş ve yoldaşları Karşıyaka’da bulunan mezarlarının başında anılacak. Anma için bugün saat 12.30 Karşıyaka Mezarlığı 2 No’lu Kapı’da buluşulacak.
İzmir
İzmir’de ise saat 18.30’da Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde “Bağımsızlık, Demokrasi ve Sosyalizm için Denizlerin mücadelesinde birleşelim” çağrısı ile anma düzenlenecek.